RÖPORTAJ | Serdar Gürler’den çok özel açıklamalar


Göztepe‘nin başarılı kanat oyuncusu Serdar Gürler, yabancı kuralından kariyeri boyunca çalıştığı teknik direktörlere, İspanya yıllarından Göztepe’nin yeni stadına dair önemli açıklamalarda bulundu.

Goal Türkiye ve Mackolik editörlerinden Onur Özgen ve İlker Yılmaz ‘ın sorularını yanıtlayan 28 yaşındaki oyuncu, bu sezonki performansını da yorumladı.

Yabancı oyuncu sayısı hakkında bir yorum yapmıştın ve o yorum çok tartışılmıştı. Olumsuz olarak eleştirilmiştin. Üzerinden birkaç yıl geçti ve bugün artık yabancı oyuncu sayısı hakkında daha net konuşabiliriz. Şimdiki düşüncelerin neler?

Ben o röportajda biraz yanlış anlaşıldım ya da o röportajı yanlış çevirdiler. ‘Benim değerim 7’yse neden 1 kazanayım’ diye algılandı. Tabii ki ben bunu söylemek istemedim. Benim özetle demek istediğim şey gençlerimize güvenmekti. Bizim takımda Yalçın Kayhan var, inanılmaz yetenekli. Bu ligde de oynayabilecek ve çok iyi yerlere gelebilecek bir çocuk. 20 yaşındaki bir genci altyapıdan neden çıkarmayalım da yerine yabancı oyuncu oynatalım. Ben 28 yaşına geldim, benim böyle bir derdim kalmadı. Ama tabii ki Galatasaray’dan Falcao, Fenerbahçe’den Jailson, Beşiktaş’tan Atiba çok büyük futbolcular ve bu lige de tat veriyorlar. Atiba 36-37 yaşında maşallahı var, her tarafa basıyor. Ama benim istediğim genç kardeşlerimiz çıksın oynasın.

İlhan Palut, Süper Lig’de yeni bir hoca. Kendisi hakkında çok bir şey bilmiyoruz. Nasıl bir tarzı var, bize onun hakkında neler söylersin?

16-17 yaşındaki bir genci alıp A takıma çıkardığınızda her tarafa basar, basmadık yer bırakmaz. Hocamızın da ilk Süper Lig tecrübesi ve tabiri caizse tabii ki de o da her tarafa, kendi basabileceği bir yerde gider kendi basar. O kadar enerjisini hissediyoruz. Takıma çok iyi geldi, çünkü çok istekli. Bizim çok hatalarımız var, ama öyle bir enerji veriyor ki sahada mesela çizgiden çizgiye gidip geliyor. İnanılmaz bir enerji katıyor bize, çok istekli. Misal veriyorum, Galatasaray’ı yenmişiz, ben kazandım veya ben kazandırdım değil, yetmez, yetmemeli, daha çok istiyoruz. Biz havalı geliyoruz, kendimizle gurur duyuyoruz, çünkü 3 puan almışız, uzun zaman sonra taraftarımızın önünde kazanmışız, sevinçliyiz. Ama o hemen her şeyi düzeltmek istiyor ve bu da bizim rehavete kapılmamamızı sağlıyor. Herkes ilk başta insanlığından dolayı İlhan Palut’u çok seviyor. Daha geleli 5-6 hafta olmasına rağmen sergilediğimiz oyunun farkı ortada. Bütün oyuncular olarak onunla çalışmaktan dolayı çok mutluyuz.

Göztepe’de rakip ceza sahada en fazla topla buluşan (58) ve en çok şut pası veren oyuncu sensin. Ayrıca takımın en golcü ve en çok asist yapan ikisi oyuncusundan da birisin. Göztepe’de hücum organizasyonlarındaki üretkenlik senin üzerinden işliyor. İlhan Palut sana nasıl bir görev veriyor, senden neleri yapmanı istiyor?

Bu istatistiklerin farkında değildim. Sezon başında çok gol kaçırdım. Üzerimde bir şanssızlık vardı. İlhan Palut’un geldiği ilk maçta golle buluştum ve özgüvenim arttı. O ve yardımcıları göreve geldiğinde bana karşı davranışları ve benden istedikleri sebebiyle kendimi özel hissettim. Sadece bana değil, herkese ne yapması gerektiğini söylüyor. Oyunuma bu kadar kısa sürede bir şeyler kattı. Onun sayesinde çıkışa geçtim. Umarım önce takım olarak, sonrasında ise bireysel açıdan daha iyiye gideriz.

Gençlerbirliği ve Osmanlıspor’daki performansın sayesinde Huesca’ya transfer oldun. Aynı zamanda Galatasaray’ın eski kalecisi Leo Franco’nun seni önerdiğini biliyoruz. Huesca’da neler ters gitti?

Ben Ankara’dan ayrılmak istemiyordum. Ankara’ya özel bir sevgim var. İlk çocuğum orada doğdu, ilk evimi oradan aldım; farklı bir bağım var. Osmanlıspor ile küme düştükten sonra yurt dışına gitme kararı aldım. Kafamda Türkiye’yi bitirmiştim. Türkiye’den teklifler de vardı ama Ankara’dan başka bir şehre gitseydim o takıma faydam olamazdı. Kendim için en iyi kararı verdiğimi düşünüyorum. Pişman değilim. Ben oynamayı seven oyuncuyum. Bunu herkes bilir. Özellikle Trabzonspor’da hayatımda görmediğim bir sözleşmem vardı. Kadro dışı kaldığımı son gün söylediler. Bu yüzden de kulüp bulamadık. İstesem 3 yıl yatıp, para kazanabilirdim ama yapmadım. Neredeyse yarısı değerde bir sözleşmeyle Gençlerbirliği’ne gittim. Oynadığım zaman faydalı olduğumu hissediyorum. Oynamadığım zaman ise mahcup oluyorum, maaşım yatınca sevinemiyorum. Huesca’da her maç oyuna girip 20-30 dakika oynuyorum ama o durumu sevemedim, alışamadım. Leo Franco, Huesca’ya gitmemde çok ısrarcı oldu. Ben de çok fedakarlıklar yaptım. Kamp dönemi iyi geçti. İlk maç hiç oynamadım. İkinci maçımda ise Athletic Bilbao’ya karşı 2-0 yenilirken bir başka arkadaşımla birlikte oyuna girdik ve maç 2-2 sona erdi. Gollerden bir tanesi benim çevirdiğim top sonucu oluştu. Ertesi hafta Barcelona’ya 8-2 yenildik. Kim dedi ki size git Barcelona’ya 2 tane gol at diye (Gülüyor). Milli takıma gidip geldikten sonraki ilk maç ilk 11’de başladım. 1-0 yeniliyoruz ama gayet iyi oynuyorum, adam eksiltiyorum, gol pozisyonlarına giriyorum. Ancak 54. dakikada teknik direktör beni oyundan çıkardı, çok şaşırdım. Oyundan çıkarken bana el vermiş ama ben elimi uzatmamışım. Gerçekten farkında değildim. Ondan sonra aramızda kırgınlık oluştu. Oynamamaya başladım. Yeni teknik direktör geldikten sonra yine 3-4 maç forma giydim, gol de attım ama yalan yok takım da çok iyi değildi.

Bülent Uygun, Yılmaz Vural, Okan Buruk, Vahid Halilhodzic, Ersun Yanal, Mehmet Özdilek, Fatih Tekke, İbrahim Üzülmez, Ümit Özat, İrfan Buz, Leo Franco, Kemal Özdeş, Tamer Tuna ve İlhan Palut’un aralarında bulunduğu birçok teknik direktörle çalıştın. İçlerinde seni en çok etkileyen isim hangisiydi?

Ümit Özat… Onunla öz güven patlaması yaşadım. Gençlerbirliği’ne geldiği gün Selçuk Şahin’e beni sordu. Ben de çok tanımadığım için nasıl davranacağımı bilemedim. Kayserispor maçı öncesi toplantı yaptı. Toplantı sonunda bana ve Aydın Karabulut’a kalmamızı söyledi. Bize “Ben burada olduğum sürece hiçbir oyuncu değişikliğinde tabelaya bakmayacaksınız. Sizi hep 90 dakika oyunda tutacağım” dedi. Ümit Özat gelene kadar sadece Konyaspor ve Osmanlıspor’a karşı gol atmıştım. O sezonu kupayla beraber toplam 17 golle kapattım. İyi oynadığımda hakkımı verdi, kötü oynadığımda ise eleştirdi. Mesela Alanyaspor maçından sonra beni resmen basının önüne attı ama sonradan öğrendim; bir planı varmış. Ondan sonraki maçta 2 tane gol attım. Hatta bu maçtan önce kampta benim yanıma gelip “Maçta 2 tane gol atacaksın” dedi.

Sochaux altyapısında yetiştin. Avrupa futboluna uzak bir isim değilsin. Türkiye’den ayrılmak isteyip Huesca’ya gittin. Peki neden Huesca’dan sonra kariyerine Avrupa’da bir takımda devam etmedin?

İspanya’ya gitmeden önce 5-6 sene Türkiye’de yaşadım ve ailemi Türkiye’nin konforuna alıştırdım. Eşim yemek yemeyi çok sever. Gece sipariş veririz. İspanya’dayken eşim hamileydi, canı bir şey çektiğinde o saatte bir şey bulmak imkansızdı. Benzin istasyonları dışında hiçbir yer açık değildi. Eşim de oğlum da Türkiye’yi özlemişti. Yabancı olmasına rağmen Türkiye’de rahatça gezip dolaşabiliyordu. Ayrıca her yemeğin içinde domuz vardı. Sadece makarna ve ton balığı ile beslenebiliyordum ya da yakın olduğu için Fransa’dan bir valiz dolusu et-tavuk getiriyorduk.

O dönemlerde her maçta Milli Takım’a çağırılıyordun. Formun düşünce milli formadan da uzak kaldın. Şimdi tekrar yükseliştesin. EURO 2020 hayalleri kuruyor musun?

Bu soruyu hangi Türk futbolcusuna sorarsınız “Evet” cevabını alırsınız. Değil EURO 2020, hazırlık maçı olsa dahi o formayı giymek inanılmaz bir duygu. En başta aileni ve bütün Türkiye’yi temsil ediyorsun. Daha başaramadım ama o kutsal bayrağın altında gol atmanın hayalini kuruyorum. Herkes o formayı taşıyamaz. Bana Türkiye mi, Dünya mı? diye sorsanız benim yanıtım Türkiye’dir. Çok kutsal, çok ağır bir forma.

Mevlüt Erdinç ile aynı dönemlerde Sochaux takımında bulundun. Sen o zamanlar çok genç bir futbolcuydun. Sana bir şeyler öğretiyor muydu?

Ben A Takım ile idmanlara çıkıyordum. Mevlüt abi de takımın en golcü oyuncusuydu. Türk, Türk’ün her zaman yardımcısıdır. Abim gibiydi. Daha çok futbol dışında tavsiyeler veriyordu. Türkiye’ye döndükten sonra futbol hakkında daha çok konuştuk.

İzmir gibi çok güzel bir şehirde yaşıyorsun. Boş zamanlarında neler yapıyorsun?

Benim en büyük hobim oğlumla vakit geçirmek. Onu tenise götürüyorum. Top oynamayı çok seviyor. Bazen antrenmanlardan sonra onun yarım saat futbol oynuyorum. Ev dışında bir hayatım yok diyebilirim. Evde Netflix’den dizi izlemeyi tercih ediyorum. Yaz aylarında akşam saatlerinde Çeşme ve Alaçatı’ya gideriz. Ayrıca bahçemizde mangal yapmayı da çok seviyorum.

Evde Netflix izliyorum dedin. Takip ettiğin diziler hangileri?

Hep beraber “You” dizisine sardık. Buraya gelmeden önce tesislerdeydik. Soner Aydoğdu, Hakan Çinemre ve Murat Paluli ile birlikte kalıyorduk. Gece hep dizi izledik.

İkinci yarıda maçlarınızı yeni stadınızda oynayacaksınız. Görme fırsatı buldun mu? Yeni stadınızla alakalı neler söyleyebilirsin?

1 kere gördüm ama görmek de istemiyorum. Yeni stadı şu an düşünemiyorum. Göztepe taraftarında öyle bir tutku var ki, geçen sene son hafta ligde kaldık; şampiyon olsak bu kadar sevinmezlerdi. Ben hayatımda böyle bir taraftar görmedim. Tamamen futbolun içindeler. Maç kazandıktan sonra sokakta yürüyemez hale geliyorsun. Seni gören herkes selam veriyor, fotoğraf çektirmek istiyor. Yeni stadımızla birlikte hedeflerimiz de büyüyor, kötü gitme şansımız yok. Stada kavuşmak için günleri sayıyoruz. Önümüzde 3 tane Antalyaspor maçı varken bunu düşünmek yanlış olsa da sonunda eve dönüyoruz.


Share Now

Related Post